Yusuf KAMBUR

Tarih: 30.01.2026 09:35

KENDİ HİKÂYENİ KENDİN YAZ BERATINI KENDİN İMZALA

Facebook Twitter Linked-in

“De ki: ‘Herkes kendi şâkilesine (fıtrat halini almış karakter ve tıynetine göre bir düşünce ve) davranış ortaya koyacak (kendi mizaç ve meşrebine göre bir iş yapacak)tır. 

Bu durumda, kimin haklı ve hayırlı bir yol tuttuğunu en iyi bilen Rabbiniz Teâlâ’dır.”(İsra: 17/84)

(02 Şubat Pazartesi) akşamı “Berat Gecesini” idrak edeceğiz inşallah. Rabbim zamanı, mekânı, sağlığı, imkân ve fırsatları mümin oluşumuza şahit kılabilmeyi nasip eylesin.

“Şâban’ın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar:

‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der.” (Hadis-i Şerif)

“Kendin pişir kendin ye” usulü lokantalar/yiyecek mekânları vardır. Gaye, şikâyetleri asgariye indirmek, müşteri memnuniyetini ön plana çıkarmaktır.

Her insanın damak tadı farklıdır; kimi çok tuzluyu, yanık olanı sever, kimi tuzsuz ve az pişmiş olanı. Herkesin gönlünü yapmanın yolu bu şekilde bulunmuştur. Böylece “ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına” sonucuna ulaşılır.

“Hikmetinden sual olunmaz” Rabbimiz (cc), “kader kalemini elimize vermiş kendi hayat hikâyemizi yazmamızı istemiştir.” Tüm organların birer kalem, zaman sayfasına hayat resmini çiz. Şu şu şartlarda, şu zaman çerçevesinde tüm imkân, beceri ve kabiliyetlerini kullanarak hayat hikâyeni yazıver. 

En güzel hayat hikâyesi yazanlar kuşkusuz peygamberlerdir. Rabbimiz Yusuf aleyhisselamın hayatı hakkında: “Sana vahyettiğimiz bu Kur’an ayetleri sayesinde insanlık tarihinde yaşanmış öykülerin en güzelini anlatacağız…” buyurmuştur. Yusuf peygamber Allah’ın gösterdiği istikamet üzere bir hayat yaşayarak “en güzel hikâyeyi” yazmıştır.

İbrahim aleyhisselam Rabbinin razı olduğu yoldan giderek, örnek bir hayat hikâyesi yazmıştır.

“Sonra gelenler arasında ona iyi bir nam/şan/örnek hayat bırakıverdik. (İbrahim’in kıyamete dek övgüyle anılmasını sağladık.) Selam olsun İbrahim’e..”(Saffat, 108-109)

Hz. Muhammed (sav) Rabbinin verdiği nimetlere dört elle sarılarak “güzel örnek” hikâyesini yazmıştır. “Senin göğsünü genişletmedik mi? Belini büken yükü kaldırmadık mı? Şanını/şeref ve itibarını yüceltmedik mi?”(İnşirah suresi)

Mutlu sonla bitecek kitabın başlıkları:

“Allah’ın razı olduğu bahtiyar kulun başarı öyküsü, Cennetlik bir kulun örnek hayat hikâyesi, muhteşem ödülle taltif edilen muhteşem bir başarı hikâyesi…”

Tüm olumsuzluklara, şartların ağırlığına rağmen ortaya konan Müslümanca bir çabanın sonucunda ortaya çıkan ne güzel hikâyeler vardır. “Cennet ve Cemalüllah ile ödüllendirilen hayatlar.”

Elbette bunun tam tersi berbat/bedbaht hikâyeler de mevcuttur. Tüm olumlu, müsait şartlara rağmen acı hikâyeler de vardır. 

“Cehennemlik bir adamın ibretlik hikâyesi, kötü sonla biten yürek dağlayıcı hikâyeler… Boşa geçen bir ömrün acıklı hikâyesi, Kaybetmeyi başaran bedbahtların hikâyesi… 

“Eli kurusun Ebu Leheb ve (onun zihniyetinde olanların,) kurudu da. Malı ve kazandıkları ona bir fayda sağlamadı. Tarifsiz bir ateşin dibini boylayacak. Karısı da odun hamalı olarak eşlik edecek. Boynunda çelikten bir halat olduğu halde…”

Şu mübarek gün ve geceler vesilesiyle soralım kendimize: 

Nasıl bir hayat hikâyesi yazıyoruz? Tüm organlarımızı ve tüm imkân ve fırsatları kalem ve de şahit olarak kullanıp yazdığımız hayat hikâyesi mutlu sonla bitecek mi? 

Hayat hikâyemiz, iyi yolda yürümek isteyenlere örneklik yapabilecek mi? Kötülüğe açılan kapılar mı sunacak? Bu yolun sonu Allah ve Rasulünün razı olduğu bir ebediyete açılacak mı?

Bugüne kadar “yazdığın/karaladığın” kısmından memnun değilsen kardeş, tövbe istiğfar silgisiyle iyice silip daha güzel bir hikâye yazabilirsin. Neticede;

“Kalem elinde, kelam dilinde, hayatın gözünün önünde… Haydi, toparlanıver de yaz şu güzel hikâyeyi…”

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —