İsterseniz, Suriye’yi yıllardır diktatörce yöneten Esed ailesi ve rejiminden özetle bahsettikten sonra, Hukukçu ve tarihçi yazar, Emekli Albay M.Necati Özfatura'nın çok önemli 'Suriye ve Gerçekler' yazısını hep birlikte okuyalım. Ve Suriye olayının gerçek yüzünü daha iyi öğrenmiş olalım.
Suriye ve 1963'ten beri ülke Baas Partisi tarafından yönetilmektedir; devletin başında 1970'ten beri Esed ailesinden biri olmuştur. Suriye'nin şimdiki devlet başkanı, ülkeyi 1970'ten öldüğü 2000 yılına kadar yöneten Hafız Esedin 'in oğlu Beşşar Esed'dir. 2011 yılının Mart ayında Ortadoğu'da yaşanan dalgalanmalardan etkilenerek sokağa dökülen halk gösteriler düzenledi. Halkın reform istemesi ve onlarca kişinin ölümü sonucunda Muhammet Naci El Ottari 'nin başbakanlık görevinde olduğu hükümet 29 Mart 2011 tarihinde istifa etti. Muhammed Naci El-Ottari, hükümet kurulana kadar, Beşşar Esed tarafından geçici olarak başbakan olarak atandı. Aynı gün başkent Şam başta olmak üzere pek çok şehirde on binlerce kişi hükümet yanlısı gösteriler düzenlendi.
Yazar M.Necati Özfatura, 'Suriye’de Esad ve Baas rejimi kendi halkına yıllardır soykırım uygulamaktadır. 120 bine yakın insan çoğu kadın ve çocuk katledilmiştir. Son olarak zehirli gaz ile binlerce kişi öldürülmüştür. 2 milyon insan yurt dışına göç etmiştir. 5 milyon insan da yer değiştirmiştir. Maalesef Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi, Arap Birliği, İslam ülkeleri Teşkilatı, dünya kamuoyu, NATO ve bir yığın teşkilatlar bu soykırım karşısında kör, sağır ve dilsizdir.'
Yazar Özfatura, 'Bu gün Dünyada bu soykırıma karşı tepki gösteren ve Suriye’den sığınanları himaye eden tek ülke Türkiye’dir. Bu soykırımın sadece yüzde 1’i Yahudi’ye uygulanmış olsaydı ya da Hıristiyan bir ülkede icra edilseydi bütün bu teşkilatlar ayağa kalkardı. Ancak ölenler Müslüman'dır. Ve İslam düşmanlarının istediği de budur. Esad rejimi İslam düşmanı olduğu için Siyonizm ve Hıristiyan Batı’nın gizli müttefikidir. İsrail ve Hıristiyan Batı’nın temel sütunları şunlardır. 1-İsrail’in güvenliği 2- Batının menfaatleri 3- Petrol kaynakları ve yolları 4- Böl parçala ve yönet 5- Hıristiyan Avrupa Birliği çatısı altında birleşirken; Kur’an-ı Kerim’de “Kardeş” ilan edilen Müslümanlar birbirini katletmekte ve Allahü telanın fırkalara ayrılmayınız yani bölünmeyiniz emrine isyan ederek bölünmekte ısrar etmektedirler. Misyoner teşkilatının 1930 yılında Kudüs’te zirve toplantısında aldıkları karar adım adım değil âdeta ışık hızıyla gerçekleşmektedir. Alınan karar şöyledir: “Müslümanları Hıristiyan yapmakla zaman kaybetmeyin. Gerçek Müslüman zaten dinini ölüm pahasına korur. Hıristiyan olanlar ise zaten “sözde Müslüman” idiler. Sizin vazifeniz Müslüman nesilleri dinlerinden uzaklaştırmak. İlk hedefiniz Ehl-i sünnet olanlardır. Bunları boynuna haç takmayan, domuz eti yemeyen sadece cenazesi camiye giden; beşikten mezara kadar Hıristiyan gibi yaşayan hale getirin!..”
Hıristiyan Batı ve Siyonizm’in en büyük hedefi İslam ülkeleri İslamiyet’i yaşamasın. Yanlış anlamadınız, Türkiye dahil bütün İslam ülkelerinde bu formülü dış güçler ve içerideki işbirlikçileri uygulamaktadır. İslamiyet ile sömürü sona erer. Suriye’ye sözde ve baştan savma operasyon Esad’a yarayacaktır. Operasyon Kosova gibi netice alıncaya kadar devam etmelidir. Aksi ise Esad’ı güçlendirir. Birleşmiş Milletler güvenirliğini kaybetti. Sadece 5 ülkenin menfaat aracı oldu.'diye yazdı.