Altan Orakçı
İnsan sağlığı her şeyden önce gelir. Soframıza gelen her lokma, aslında sadece bir besin değil; aynı zamanda bir güven meselesidir. İşte bu yüzden gıda güvenliği konusu, sadece denetim yapan kurumların değil, hepimizin sorumluluğudur.
Bugün gıda satış noktalarına ve toplu tüketim yerlerine baktığımızda, dışarıdan her şey normal görünebilir. Ancak bilinçli bir tüketici için “görmek” yetmez, “kontrol etmek” gerekir. Alışveriş yaptığımız işletmenin resmi belgeleri var mı? Bu belgeler görünür bir yerde asılı mı? Hijyen kurallarına uyuluyor mu? Çalışan personelin kılık kıyafeti temiz mi? Saç, sakal ve tırnak bakımı gıda güvenliğine uygun mu?
Bunlar küçük gibi görünen ama büyük sonuçlar doğurabilecek detaylardır.
Özellikle paketli ürünlerde üretim ve son tüketim tarihlerini kontrol etmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Açıkta satılan ürünlerde ise iki kat daha dikkatli olmak gerekir. Unutmayalım; ucuz ürün her zaman kârlı alışveriş demek değildir. Sağlıktan daha değerli hiçbir kazanç yoktur.
Bir diğer önemli konu ise fiyat artışlarıdır. Özellikle Ramazan öncesi bazı ürünlerde yaşanan ani zamlar, hem vicdani hem de ahlaki açıdan sorgulanmalıdır. Üretici ve imalatçıların fırsatçılıktan uzak durması gerekir. Tüketici olarak bizler de haksız fiyat artışlarına karşı bilinçli davranmalı, gerekirse ilgili mercilere bildirimde bulunmalıyız.
Alo 174 Gıda Hattı bunun için var. Şikâyet etmekten çekinmeyelim. Çünkü biz tüketiyoruz ve en iyi denetmen yine biziz. Devlet ile toplum arasında köprü görevi görmek, duyarsız kalmamak hepimizin görevidir.
Gıda güvenliği bir lüks değil, temel bir haktır. Sağlıklı bir toplum için bilinçli tüketici olmak zorundayız. Soframızı korumak, geleceğimizi korumaktır.