Kasımın son günleri... Dağcılık kulüplerinin sessizliğe gömüldüğü o mevsimde, RİDAK cesur bir adımla Kaçkar Dağları'nın kalbine yürüdü. Yüzyıllık hikâyeleri omuzlayan, terk edilmiş Kotençur Yaylası, ilk organize geziyle buzlarını kırdı ve adeta yeniden nefes aldı.
Rize/Çamlıhemşin - Doğanın en görkemli sahnesinde, insan eli değmemişliğin izini süren bir macera yaşandı. RİDAK ekibi, bilindik rotalardan ayrılarak, Amlakit Yaylası'nın hemen üzerinde, Kaçkarların zirvelerine komşu Kotençur Yaylası'na unutulmaz bir keşif düzenledi

Kotençur; adını, Ermenice'de "Beyaz Su" anlamına gelen ve vadiden coşkuyla akan köpüklü dereden alan, sislerin ve anıların örttüğü bir coğrafya. Burası, "Yukarı Amlakit" olarak da bilinen, araç yolunun ulaşmadığı, tamamen ıssız bir yayla.

Geçmişin İzinde Üç Saatlik Sessizlik
Çat, Elevit, Trovit, Palovit... Bu isimler, gezginlerin geride bıraktığı patikaları fısıldıyordu. Amlakit’te araçlarını bırakan 20 kişilik ekip, yaklaşık üç saat süren zorlu bir yürüyüşle, geçmişin fısıltılarını taşıyan patika yolları adımladı.

Kaçkarların sonbahar güneşi altında yıkanan coğrafyası, ekibe yılın bu zamanında nadir bulunan bir lütuf sundu: Huzurlu ve berrak bir hava. Gezinin sonunda Kotençur'a ulaşanlar, bu ıssız güzelliğin mistik atmosferi karşısında adeta büyülendi.

Ayakta Kalan Bir Nöbetçi: Kotençur Dağ Evi
Yaylada bir zamanlar yaz aylarında hayat bulan 10-15 evin sessiz harabeleri arasında, ayakta kalmayı başaran Kontençur Dağ Evi bir nöbetçi gibi duruyor. Üç yıldır Kaçkar Doğa İnsan Kampı gibi etkinliklere ev sahipliği yapan bu dağ evi, bölgenin doğa ve insanla kurduğu bağı inatla sürdürüyor.

Dağ evinin hemen ilerisindeki Kotençur Yaylası ise, tüm yaşanmışlıkları ve anıları ile rüzgâra fısıldayan bir masal gibi. Kaçkarların heybetli gölgesinde, sessizliğin verdiği derin huzur, bu ilk geziye katılanların ruhunda silinmez bir iz bıraktı.

Kotençur, artık sadece bir yayla değil, keşfedilmeyi bekleyen bir miras olarak doğa tutkunlarının rotasına eklendi.

